Çocuk Danışmanlığı

Kardeş Kıskançlığı

Öncelikle ikinci kez ebeveyn olma konusu anne ve babanın ortak kararı olmalıdır. Çocukların bazıları kardeş ister, kimisi istemez, isteyenlerin bir kısmı da bebek doğduktan sonra artık istemiyorum diyebilir. Bu sebeple kararı çocuğa bırakmak uygun değildir. Bu noktada önemli olan, verdiğiniz karara karşı çocuğu nasıl hazırladığınızdır.

Bir bebeğin dünyaya geleceğini öğrendiğimiz andan itibaren çocuğunuzu bu duruma alıştırmaya başlamalısınız. Bunun için eğer bir kardeşin olsa onunla neler yapardın, ne hissederdin, bebeklerin nasıl dünyaya geldiğini dinlemek ister misin (gelişimine uygun açıklamayla), sen de bir zamanlar bebektin birlikte fotoğraflarına bakmak ister misin gibi hazırlık soruları zamana yayılarak çocuğa sorulabilir. Ayrıca kardeş temalı hikaye kitapları okumak, oyun sırasında senaryo kurmasını desteklemenin de yararı olacaktır.

Bebek dünyaya geldiğinde, hayatınızda ne gibi değişiklikler olacağı çocuğa anlatılmalıdır. Anne ve babalar bebek dünyaya geldikten sonra diğer çocuğunun odasını değiştirme, ya da çocuğu okula, çeşitli kurslara gönderme gibi değişiklikler yapmaktadırlar. Bu çocuğun istenmediğini düşünmesine, terk edilmiş hissetmesine yol açabilir. Bu sebeple aileler çocukla ilgili birtakım değişiklikler yapmayı düşünüyorlarsa bunun bir kısmını bebek dünyaya gelmeden yapmalılar, bu sayede çocuk değişikleri bebeğin gelişiyle ilişkilendirmez ve yeni düzene alışmasını kolaylaşır.

Bazen çocuklar, bebeklerin doğar doğmaz kendileri ile oyun oynayabileceğini umut edebilirler. Anne çocuğa neden bebekle daha fazla ilgilendiğini, bebeğin bakıma muhtaç olduğunu, kendi başına beslenemediğini, konuşamadığını, ihtiyaçlarını ağlayarak ifade ettiğini vb. anlatmalıdır.

Anne babaların çocuğa bebekle ilgili “uyandığında haber vermek” gibi küçük sorumluluklar vermesi çocuğun kardeşini benimsemesini sağlayacaktır. Ancak sorumluklar abartılmamalıdır; çocuğa “sen ablasın artık” diyerek yaşının üzerinde sorumluluklar verilmemeli, onun da hala çocuk olduğu unutulmamalıdır.

Anne ve babaların bebeğe aşırı sevgi gösterisi yapması kadar bebekle çocuğa eşit davranmaya çalışması da yanlıştır. Yani bebeğe sarılıp, öptükten hemen sonra çocuğa da aynısını yapmak çocuk için inandırıcı olmayacaktır. Bunun gibi çocuğa kardeşini ve seni eşit seviyoruz demek de yanlıştır. Çocuklar her insan gibi biricik, özel olmak ister. Bunun yerine “kardeşinde sen de bizim için ayrı ayrı değerlisiniz, ikinizi de çok seviyoruz, ikiniz de bir tanesiniz” gibi şeyler söylemek daha doğru olacaktır.

Anne babaların çocuk kıskanmasın, üzülmesin diye çocuğa aşırı ilgi göstermesi, şımartması da yanlıştır; bu tutum çocuğun kişilik gelişimini olumsuz etkileyecektir.

Anne babaların çocukları birbiriyle kıyaslaması kıskanmayı pekiştiren en yanlış tutumlardandır. Yemek yedirebilmek için söylenen “bak o daha çok yedi hadi sen de ye”, “o daha uslu, o daha çalışkan, bak o hiç ağlıyor mu” şeklinde yapılan kıyaslamalar kardeş kıskançlığının çocukta daha da yerleşmesinin yanında, başkalarını kıskanan, sürekli kendini başkalarıyla kıyaslayan bir kişilik yapısı kazanmasına yol açar.

Anne babalar çocukları kıskançlık oluşmasın diye birbirlerinden uzak ortamlarda bulundurma gibi bir hata yapabiliyorlar. Tam tersi çocukları aynı ortamda bulundurmak, birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamak kardeş kıskançlığının üstesinden gelmede yarar sağlayacaktır. Ayrıca ailece sinemaya, pikniğe, alışverişe gitmek gibi etkinlikler çocukta aile bütünlüğü duygusunun oluşmasını sağlayacaktır.

Çocukların arasında tartışma olduğunda anne babalar olaya “kim yaptı” şeklinde yaklaşırlar, bu tutum yanlıştır. Anne babalar tartışmada iki tarafında suçu olabileceğini düşünmeli ve tartışmanın sonucuna iki tarafında eşit şekilde katlanması sağlanmalıdır.

Çocukta gece korkuları, huzursuzluk, ağlama krizleri, dikkat bozukluğu, altını ıslatma, parmak emme, kardeşine zarar verme, kendine zarar verme gibi davranışlar gözlemliyorsanız mutlaka bir uzmandan gerekli psikolojik desteği almalısınız.

Senin gönlün değişirse, dünya değişir… (Şems-i Tebrizi)