
EMDR Danışmanlığı
EMDR Danışmanlığı
Zorlu durumlarda mantık ile duygular eş zamanlı hareket edemeyebilir. Kişinin yaşadığı olumsuz olay / olayların duygusal etkilerinin azalmayıp hala devam etmesi sorunun temelini oluşturmaktadır. Aslında geçmiş bugünde yaşanmaktadır.
EMDR, zorlu anıların yarattığı duygusal blokajın ortadan kalkmasını destekler ve kişinin iyileştirici içsel ve dışsal kaynaklarının harekete geçmesine izin verir. Böylece beyinde kilitli kalmış zorlu yaşantının işlenmesini destekler.
EMDR uygulamaları sonucunda, son derece hızlı ve etkili sonuçlar alındığı görülmektedir.
EMDR yönteminin uygulaması EMDR Institute Inc. tarafından verilen gerekli eğitimlerden geçen ve uygulama yapma yeterliliğini elde eden danışmanlar tarafından yapılabilir.
İçindekiler
EMDR Nedir?
EMDR 'nin dilimize çevrilmiş açılımı "Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme" geçmektedir.
Savaş stresi, taciz, doğal afetler veya çocukluk döneminde yaşanan üzücü olaylar gibi rahatsız edici yaşam deneyimlerinin neden olduğu duygusal sorunların yanı sıra, fobi, performans kaygısı, panik bozukluk, beden algısının bozukluğu, çocuklarda travma belirtileri, yas, kronik ağrı ve başka sorunların tedavisinde kullanılan psikolojik bir yöntemdir. EMDR, psikodinamik, bilişsel, davranışsal ve danışan merkezli yaklaşımlar gibi çok iyi bilinen farklı yaklaşımların öğelerini bir araya getiren bir yöntemdir (Shapiro, 2001).
EMDR, rahatsız edici olaylara ulaşılmasını, işlenmesini hızlandırmak ve öğrenme sürecini iyileştirmek için, hafızanın algısal öğelerine (duygusal, bilişsel ve bedensel) odaklanmaktadır.
EMDR'nin Ortaya Çıkışı
Psikolog Francine Shapiro, 1987 senesinde EMDR’nin ortaya çıkmasını sağlayan ilk gözlemini yaptı. İstemli göz hareketlerinin, olumsuz ve rahatsız edici düşüncelerin yoğunluğunu azalttığını fark etti. Dr. Shapiro, bir süre sonra, Vietnam gazileri ve cinsel istismara uğramış olan kişilerle EMDR’nin etkinliğini araştırmak üzere bir çalışma yaptı (Shapiro, 1989). Bu çalışmada, danışanlarından duygusal anlamda kendilerini rahatsız eden materyale odaklanmalarını ve aynı zamanda danışman tarafından yönlendirilen iki yanlı göz hareketlerini (ellere hafifçe vuruş ve sesle uyarım da sıkça kullanılmaktadır) takip etmelerini istemiştir. Çalışmanın sonuçları EMDR’nin, danışanların travma belirtilerini anlamlı derecede azalttığını göstermektedir.
EMDR, danışan merkezli bir yaklaşımdır. EMDR, kısa süreli ve yoğun maruz bırakmaları, hedef yaşantının detaylarına yönelik tamamlanmamış maruz bırakmaları ve çalışmanın etkinliğini azalttığı düşünülen danışan davranışlarına yönelik yönlendirici olmayan bir yaklaşım kullanarak, zorluklardan arınmayı sağlar. EMDR’nin yapısı, taşırma tekniği – maruz bırakma, hayali maruz kalma veya bilişsel süreçlerden farklıdır (bkz. Rogers ve Silver, 2002).
Varsayımlara göre, EMDR uygulaması, danışmanın, danışanın kendine ait içsel mekanizmasını harekete geçirmesine izin vermektedir. Shapiro’ya göre, EMDR zorlu anıya erişilmesini ve böylece bilgi işlemenin güçlenmesini ve zorlu anı ile daha uygun olan anıların veya bilgilerin arasında ilişki kurulmasını sağlamaktadır.
EMDR Araştırmaları
Zorlu yaşam anıları konusunda, EMDR, en çok araştırılan yöntemlerden biridir. 1989 senesinden itibaren yöntemle ilgili yaklaşık 20 kontrollü çalışma yapılmıştır (Carlson v.d., 1998; Edmond v.d.. 1989; Ironson v.d., 2002; Lee v.d., 2002; Marcus v.d., 1997; Power v.d., 2002; Rothbaum 1997; Scheck v.d., 1998; Taylor v.d., 2003; Wilson v.d., 1995, 1997). Meta analiz çalışmaları göstermektedir ki, EMDR, hiçbir uygulama görmeyen veya spesifik olmayan bir uygulama gören kontrol gruplarından çok daha etkili ve maruz kalma veya diğer bilişsel davranışçı yaklaşımlar ile benzer sonuçlar vermektedir (Davidson ve Parker, 2001; Maxfield ve Hyer, 2002). Ampirik çalışmalara göre EMDR, zorlu anılar için en etkili yöntemlerinden biridir ve diğer zorlu anı müdahalelerine nazaran çok daha etkilidir (Van Etten ve Taylor, 1998; Power v.d., 2002).
Zorlu anılar ile çalışmada EMDR’nin kullanımı birçok kurum tarafından kabul görmektedir. Amerikan Psikiyatri Derneği Akut Stres Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu Uygulama Kılavuzu (American Psychiatric Association Practice Guideline for the Treatment of Patients with Acute Stress Disorder and Posttraumatic Stres Disorder, 2004), akut ve kronik zorlu anı belirtilerinin azalmasında etkinlik açısından, EMDR'yi ve BDT ile aynı etkinlik statüsünde göstermektedir. A.B.D. Savaş Gazileri Departmanı ve Savunma Departmanı da, TSSB tedavisinde tavsiye edilen terapiler içersinde en üst sıraya EMDR’yi koymuştur (Clinical Practice Guidelines, 2004). Ayrıca, Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Örgütü (International Society for Traumatic Stress Studies – ISTSS) EMDR’yi zorlu anılar için etkili bir uygulama olarak kabul etmektedir (Chemtob v.d., 2000). Çeşitli uluslararası sağlık ve devlet kurumları da benzer şekilde kararlar almışlardır (İngiltere Krallığı Sağlık Departmanı, 2001; İsrail Ulusal Ruh Sağlığı Birimi, 2002).
EMDR'nin İşleyişi
EMDR’nin nasıl çalıştığı henüz tam olarak bilinmemekle birlikte, EMDR’nin zorlu yaşantıların yeniden işlenmesini nasıl sağladığınıla ilgili olası mekanizmalar hakkında devam eden araştırmalar bulunmaktadır. Araştırmacıların hem fikir oldukları konu şu: şimdiki zamanda meydana gelenler, geçmiş yaşantılar sonucu ortaya çıkan ve danışan için halen bir üzüntü kaynağı olan olumsuz düşünceleri, duyguları ve fiziksel duyumları tekrar uyarabilmektedir. Görünen o ki, EMDR bu olaylar arasındaki ilişkiyi değiştirerek, hem geçmiş hem de şimdiki zamanda yaşanan olaylarla ilgili, mevcut olarak yaşanan stresi büyük ölçüde azaltmaktadır.
EMDR’nin, (i) hafızaya ilişkin unsurların birleştirilmesi, (ii) düşünceli olma, yoğunluk, dalgınlık, (iii) serbest çağrışım, (iv) zorlu anıyı canlandırmaya hızlı erişimi ve yeniden işlenerek serbest kalmasını sağlamasına ve (v) göz hareketleri ve diğer uyaranlar gibi bilişsel ve duygusal materyalin hızlı bir şekilde işlenmesini nasıl harekete geçirdiğine dair çeşitli hipotezler öne sürülmüştür.
Göz hareketlerinin mekanizmasına ilişkin, ortak olarak öne sürülen varsayım, adaptif tepkiyi ortaya çıkaran şeyin, iki yönlü uyarım olduğudur (MacCulloch ve Feldman, 1996). Bu uyumlu tepkinin, kortikal semantik hafızaya entegre olmasını hızlandırabileceği öne sürülmektedir (Stickgold, 2002). Bazı çalışmalar ise (Andrade v.d., 1997; van den Hout v.d., 2001), göz hareketlerinin veya diğer uyarımların, hedef anıya ilişkin algılamalar üzerinde bir etki yarattığı, resmin canlılığını ve bununla ilişkili duyguların şiddetini azalttığı yönündedir. Ancak EMDR sırasında göz hareketlerinin aktif rolünü desteklemeyen bazı araştırmalar da bulunmaktadır. Bu çalışmaların çoğu, yeterli gruplar arası ayrımın yapılmasına izin vermeyecek derecede küçük örneklem gruplarına sahiptir ve aynı zamanda çok kısa süreli müdahalelere ve klinik olmayan popülasyona dayandırılarak gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla EMDR’de göz hareketlerinin rolünün daha iyi anlaşılabilmesi için daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır.
EMDR süresince, danışman müdahalenin odak noktası olacak spesifik problemi belirlemek için danışanla birlikte çalışır. Danışman, yapılandırılmış prosedüre dayanarak, danışanın kendisini rahatsız eden durumu veya olayı tanımlamasına rehberlik eder ve üzücü olan önemli kısımlarını seçmesine yardımcı olur. Danışan göz hareketlerini takip ederken aynı zamanda hedef anının veya diğer anıların çeşitli kısımlarını deneyimler. Danışman, danışanın kendi başına doğru bir şekilde işleyip işlemediğinden emin olmak için, düzenli aralıklarla göz hareketlerini durdurur. Danışman bu süreçte danışana yardımcı olur ve ne yönde müdahale edileceği hakkında kararlar verir. Buradaki amaç, danışanın olumsuz deneyimle ilgili bilgiyi hızlı bir şekilde işlemesi ve uygun bir çözülmeyi sağlamaktır. Shapiro’nun deyimiyle bu belirtilerin azalması, danışanın negatif inancının yeni bir pozitif inanç ile yer değiştirmesi ve daha optimal seviyede işlevsellik göstermesi anlamına gelmektedir. EMDR de tek bir zorlu anı söz konusu olduğunda 1 ila 4 seans arasında, daha zor problemler söz konusu olduğunda ise 1 sene veya daha uzun sürebilmektedir.
EMDR'nin Süreci
EMDR ile çalışma prosedürü adım adım tanımlanmış bir süreçtir.
EMDR tedavisi sekiz aşamadan oluşur:
-
Danışan Geçmişi
-
Hazırlık
-
Danışanla ilişki (rapport)
EMDR’nin açıklanması ve danışanın onayı
Özel, ideal veya güvenli bir yerin yaratılması
Değerlendirme -
Hedef zorlu anının (resmin) belirlenmesi
Bu durumdaki olumsuz inancın belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
Bu durumdaki olumlu inancın belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
Bu olumlu inancın öznel geçerliliğinin belirlenmesi
Hedef anıya yönelik duyguların belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
Öznel rahatsızlık ölçeğinde hedef anı ve diğer olumsuz olayların verdiği rahatsızlığın ölçüsünün belirlenmesi
Tüm bu sıkıntıların bedendeki yer alışının tesbit edilmesi (şimdi ve şu anda)
Duyarsızlaştırma -
Yerleştirme
-
Beden Tarama
-
Tamamlama
-
Yeniden Değerlendirme (bu aşama bir sonraki seansta yer alıyor)
EMDR Kullanılan Alanlar
EMDR; endişe, suçluluk duygusu, öfke, zorlu anı sonrası reaksiyonları ve rahatsızlık veren durumların azaltılmasında kullanılır. Bunun yanı sıra; performans geliştirme (ör: spor ve buna benzer diğer başarı gerektiren konularda), kendilik değeri ve özgüven gibi yapılandırılması gereken duygusal kaynakların kazanımında her geçen gün daha fazla kullanılmaktadır. EMDR özellikle zorlu anı sonrası güçlenme sürecindeki başarısıyla bilinmektedir ve bu konuda yapılan bir çok araştırmayla belgelenmiştir.
Çocuk ve Ergenlerde EMDR
Çocuklar yaşadığı olumsuz yaşantıları veya anıları işlemleyip kayıt altında tutarlar. Bu kayıt etme hali; hem beden hem duygu hem de düşünce içeriği şeklinde olabilmektedir. Çocuk olumsuz yaşantıyı veya anıyı, mevcut anı ağlarına ekleyerek büyümeye ve gelişmeye devam eder. Bu süreçte olumsuz yaşantılar etkisini çocuğun kendine dair olumsuz düşüncelerinde, yoğun duygularında veya davranışlarında gösterir.
Çocukta meydana gelen bu olumsuz etkiler EMDR ile aşamalı olarak duyarsızlaştırılmaktadır. Ailenin işbirliği ile devam eden bu sürece Oyun Terapisi, BDT gibi diğer uygulamalar da entegre edilir. Çocuğun içsel kaynakları artırılarak baş etme mekanizmaları desteklenir. Böylece çocuğun günlük yaşantısını etkileyen ve gelişiminin önünde engel oluşturan durum için olumlu bir sonuca ulaşılır.
